HAYATTAN KOPAN BIR NESİL

23-04-2026 1510 Yorum yok. Yorum Ekle

Bir çocuğun öfkesinin bu kadar büyümesi ne zaman normalleşti?

Ne oldu da gençler, kendilerini ifade etme yolunu, şiddetin içinde bulur hale geldi?

Belki de sorun bir anda ortaya çıkmadı. Sessizce büyüdü, görmezden gelindi, ertelendi…  Ve şimdi karşımıza, anlamakta zorlandığımız olaylar olarak çıkıyor.

Peki ip nerede koptu?

Bugünün çocukları, önceki nesillere göre çok daha fazla “ekran” içinde büyüyor. Tabletler, telefonlar, bilgisayar oyunları… İlk bakışta zararsız görünen bu dünya, zamanla gençleri gerçek hayattan koparan bir yalnızlığa dönüşebiliyor. Sosyal gibi görünen ama aslında bireyi içine kapatan bir sanal evren…

 Orada var olmak kolay ama gerçek hayatta kendini ifade etmek her geçen gün onlar için daha zorlaşıyor. Soru sorduğunuz an da gözlerinizin içine hayretle bakan çocuklar, sizin de dikkatinizi çekmedi mi? Pandemi döneminde çocukların uzun süre evlere kapanması ve eğitimlerini ekran başında sürdürmesi, onların sosyal gelişimini derinden etkiledi. Yüz yüze iletişimden uzak kalınan bu süreçte, pek çok çocuk dijital dünyaya daha fazla yönelerek içine kapanık bir yapıya büründü ve ekran bağımlılığı belirgin şekilde arttı. Okullar yeniden açıldığında ise öğretmenler, öğrencilerin pandemi öncesine kıyasla daha çekingen, kendini ifade etmekte zorlanan, iletişim kurmakta güçlük çeken bireylere dönüştüğünü gözlemledi. Bu süreç, çocukların sadece akademik değil, duygusal ve sosyal gelişiminde de kalıcı izler bıraktı.

Bu çocuklarda bu nedenledir ki sosyalleşme yok. Spor yok, sanat yok, üretim yok… Enerjilerini boşaltacak, kendilerini keşfedecek alanlar sunulmadığında, o enerji bir şekilde yön buluyor. Bazen öfkeye, bazen bağımlılığa, bazen de içe kapanmaya dönüşüyor.

Oysa çözüm aslında çok uzak değil.

Kendi hayatımdan biliyorum. Küçüklüğümde sporla, özellikle voleybolla kurduğum bağ, bana sadece fiziksel değil, ruhsal bir denge de kazandırdı. Disiplin, takım ruhu, mücadele… Bunlar hayatın her alanına yayılan değerlerdi.

Bugün aynı dönüşümü kızımda görüyorum. Kısa süre önce piyanoya başladı. Ve hayatımız gözle görülür şekilde değişti. En küçük boşluğunu bile müzikle dolduruyor artık. Ekranların yorucu kalabalığından uzaklaşıp kendi içine dönüyor. Daha sakin, daha dengeli, daha mutlu ve en önemlisi, bunun farkında. Müzik onun ruhunu besliyor. Onu sakinleştiriyor. Kendini ifade edebileceği bir alan açıyor. Bu yazımı, şu an da kızıma bu yolculuğunda kılavuz olan Hocası Ayhan Aydın’nın müzik stüdyosundan kaleme alıyorum. Kendisine de kızımın hayatına kattığı renk için teşekkür ederim.

Belki de tam olarak ihtiyacımız olan şey bu, Çocuklara “boşluk” bırakmak yerine, onları gerçekten dolduracak nitelikli alanlar açmak.

Her çocuk sanatçı olmak zorunda değil. Her çocuk sporcu ya da müzisyende olmayacak. Ama her çocuğun kendini ait hissedeceği bir alan olmalı.

Çünkü yön bulamayan gençlik, sadece kaybolmaz, Aynı zamanda tehlikeli bir boşluğa sürüklenir. Bugün sormamız gereken soru şu: Çocuklarımızı gerçekten neyle büyütüyoruz? Ekranlarla mı, yoksa hayatla mı?

Ne ekersek onu biçeceğimiz bilinciyle, yol göstericinin biz anneler ve babalar olduğunu unutmadan çocuklarımızı bu farkındalıkla yetiştirmeliyiz. 

Ozan Derviş

Bir Davet Sadece Bir Mesaj Değildir…

20-06-2026 Yorum yok. 1665
Neyir Erkan Şişman

Her Haberin Bir Emeği Vardır

29-06-2026 1 yorum. 815
Asiye Çakır

Ekrandaki Enkaz: Ruhumuzu Kim Çaldı?

29-06-2026 Yorum yok. 1030
Cüneyt Pulant

Sevdam BEYKOZ

29-06-2026 Yorum yok. 1027
Erdal Uzuner

BOZULAN EKONOMİ VE BOZULAN TOPLUM YAPISI

29-06-2026 Yorum yok. 620
Hacı Arıcı

Baba Dağdır. Sen Evleri Babasız Bırakma Allahım

29-06-2026 Yorum yok. 672
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

İnsan İnsana Şifa Olur mu?

29-06-2026 Yorum yok. 602
Yaprak Akın

Evler Satılıyor mu, Yoksa Sadece Gösteriliyor mu?

22-05-2026 Yorum yok. 953
Asım Özdemir

BEYKOZ’DA AMATÖR LİGLER-1

21-01-2026 Yorum yok. 6652
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 12370