
Vitrin Var, Vefa Yok!
Siyaset;
sadece rakamlar, bütçeler veya kalabalık salon toplantıları değildir. Hele ki
Beykoz gibi her taşın altında bir hikâyenin, her sokakta bir komşuluk hukukunun
olduğu bir yerde siyaset; vefadır, hatırlamaktır ve en önemlisi kurumsal bir
hafızaya sahip çıkmaktır.
Ancak yerel
siyasetin son dönemdeki vitrin çalışmaları, isminin ağırlığını taşıyamayan,
içeriği boşaltılmış organizasyonlar olarak hafızalara kazınıyor. Ortaya çıkan
tablo tek kelimeyle özetlenebilir: Stratejik bir fiyasko.
"Geçmişi"
Olmayanın "Geleceği" Olur mu?
Düzenlenen
"ahde vefa" temalı programlara bakıyoruz; geçmişin yükünü sırtlamış,
bu ilçedeki yerel siyasetin temel taşlarını döşemiş "hafıza" isimler
davetli listesinde bile yok! Bu durum sadece bir "teknik hata" veya
"operasyonel bir eksiklik" olarak geçiştirilemez. Bu, açık bir
tasfiye mantığının veya yerel dinamiklerden bihaber olmanın dışa vurumudur.
Teşkilatların derinliklerinden yükselen tüm tepkiler aslında çok nazik bir
uyarıdır: Kendi geçmişine selam vermeyi unutan bir yönetim, geleceğe hangi hikâyeyi
anlatacaktır?
Haberlere
yansıyan o kalabalık salon fotoğrafları kimseyi yanıltmasın. Siyasetin
mutfağında yetişenler iyi bilir ki; salonların suni ışıkları sokağın
gerçekliğini her zaman yansıtmaz. Eğer o salonda yapının asıl hafızası yoksa,
eğer emektarlar "biz neden dışarıda kaldık?" diye soruyorsa, eğer
halka hesap verme noktasında sorumluluk alması gerekenler sadece protokol
koltuklarını işgal ediyorsa; İşte orada yapılan işin adı siyaset değil, sadece
"havanda su dövmektir."
Liyakat mi,
Sadakat mi, Yoksa Siyasi Körlük mü?
Beykoz’da
yükselen bu haklı tepki, aslında bir yönetim anlayışının sorgulanmasıdır. Yerel
bir teşkilatı yönetmek, sadece merkezden gelen talimatları salonlara taşımak
değildir. O ilçenin ruhunu, kimin bu yolda ömür tükettiğini bilmek demektir. Bu
isimleri unutan bir yapı, sadece "vitrin siyaseti" yapıyor demektir
ve vitrin siyasetinin ömrü, ilk seçim rüzgârına kadardır.
Son Söz:
Beykoz Vefayı Unutmaz
Bugün
"hafıza" dediğimiz o isimleri kapı dışında bırakanlar, yarın seçim
meydanlarında o hafızanın eksikliğini çok derinden hissedecekler. Siyasette
vefasızlık bir bumerang gibidir; döner ve sahibini vurur.
Beykoz
siyaseti, salonlara sığdırılan suni kalabalıkları değil; sokağın samimiyetini,
geçmişin emeğini ve davanın onurunu koruyan liyakatli kadroları özlüyor.
Unutmayın; geçmişi silmeye çalışanlar, aslında kendi geleceklerini imha
ediyorlar.
Diyeceklerim
bu kadar. Saygıyla efendim…