
Şimdilerde bu soruyu kendime çok daha fazla soruyorum:
İnsan ölmeden ölür mü? Bence ölür…
Belki çağın bize getirdiği bir durum bu, belki de bize dayatılan bir yaşam biçimi… Ama insanoğlu sanki yavaş yavaş içindeki insanı kaybediyor.Son zamanlarda sıkça düşünüyorum; yaradılışımızda var olan o insani duyguların, merhametin, vicdanın, sevginin yavaş yavaş çürüdüğünü, hatta yok olmaya başladığını görüyorum. Dünyada kötülük mü pompalanıyor dersiniz? Bence fazlasıyla…
Haberleri açtığımızda içimizi ısıtan, bize umut veren, sevgiyle heyecanlandıran olayları arar olduk. Çünkü iyi ve güzel olan artık çok az karşımıza çıkıyor.
Peki neden?
Neden kötülük bu kadar zirvede?
Neden insanlar bir kediyi yolda severek kucağına almak yerine ona tekme atabiliyor?
Neden yaşlı bir insanı karşıdan karşıya geçirirken yardım etmek yerine başımızı çevirip geçiyoruz?
Neden kalabalık bir otobüste bizden büyük birine yer vermeyi unutuyoruz?
Bu kadar mı kaybettik duygularımızı?
İyi ve güzeli artık mumla arar olduk.
Vefa mesela… Dostlukta, arkadaşlıkta unutulmuş bir kelime gibi artık. Şahsi egolar, çıkar çatışmaları; dostluğun ve arkadaşlığın içini boşaltmış durumda. Oysa verilen emekler, biriktirilen anılar, yıllar… Hepsi çok kıymetli.
Sadakat ve vefa, insanı insan yapan en değerli özelliklerden biridir. İnsan, bir gün yalnız kalmamak adına dönüp kendine bakmalı. Hayatı yalnızca kendi çıkarları, egoları ve hırsları doğrultusunda değil; insani değerleri doğrultusunda da yaşamayı unutmamalı.Çünkü insanın geleceği ne kadar önemliyse, geçmişi de o kadar önemlidir. Geçmişi olmayanın, sağlam bir geleceği de olmaz.
Sevgi…
Merhamet…
Vicdan…
Sadakat…
Vefa…
İyilik…
İnsan, ölmeden ölmemek için bütün bunları yeniden hatırlamalı.
Şimdiden herkese iyi bayramlar diliyorum.