BİR NESLİ KAYBETMEDEN…

23-04-2026 409 Yorum yok. Yorum Ekle

Çocuklarımız bizim en kıymetlilerimizdir. Onları korumak, kollamak her anne babanın ve aslında tüm toplumun en temel sorumluluğudur. Ancak bugün kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Gerçekten çocuklarımızı ne kadar koruyabiliyoruz?

Dijital çağın içinde büyüyen çocuklar, her türlü etkiye çok daha açık bir dünyada yaşamaktadır. Bizler ise çocukluğunu daha korunaklı bir dünyada yaşamış bir nesiliz. Sokakta oynayan, mahalle kültürü içinde büyüyen, çocuk gibi çocuk; genç gibi genç olan bir kuşaktık. Bugün ise tablo değişmiş durumda. Çocuklar çok daha erken yaşta ergenliğe, ergenler ise çok daha erken yetişkinliğe zorlanıyor.

Peki, bunun nedeni nedir? Özenme mi? Kabul görme isteği mi?

Bana göre ikisi de bu sürecin bir parçası. Ancak dijital dünyanın etkisiyle bu eğilim çok daha hızlı ve kontrolsüz bir şekilde büyüyor. İyi ve kötü her zaman vardı, ancak bugün ne yazık ki kötüye doğru bir kayış daha görünür hale gelmiş durumda. Çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren şiddeti, gücü ve otoriteyi yücelten içeriklerle karşı karşıya kalıyor. Mafya, çete, aşiret temalı yapımlar; silahlar, kavgalar, kendi adaletini sağlayan karakterler… Lüks hayatlar, güç ve zenginlik üzerinden kurulan hikâyeler… Bunlar zamanla çocukların zihninde “ulaşılması gereken hedefler” gibi algılanmaya başlıyor. Manevi değerlerin yerini maddi hırslar alıyor. “Daha güçlü, daha zengin, daha üstün olmalıyım” düşüncesi giderek normalleşiyor. Oysa insanı değerli kılan, sahip oldukları değil; taşıdığı değerlerdir. Bugün geldiğimiz noktada ise tablo oldukça endişe vericidir. Suç yaşı 9–10 yaşlarına kadar düşmüş durumdadır. Kalem tutması gereken eller şiddete yönelmekte, oyun oynaması gereken çocuklar şiddetin öznesi haline gelmektedir. Okullarda akran zorbalığı artmakta, çocuklar büyüklerden gördüklerini kendi ilişkilerine taşımaktadır. Çünkü net bir gerçek vardır: Şiddet, şiddeti doğurur. Bu noktada sorumluluk yalnızca çocuklarda değildir; asıl sorumluluk biz yetişkinlerdedir. Medya, televizyon ve dijital platformlar bu sürecin önemli bir parçasıdır. Her gün evlerimize giren içerikler, şiddeti ve gücü normalleştirerek görünmez bir etki alanı oluşturmaktadır. Peki, nerede o sıcak aile hikâyeleri? Mahalle kültürünü, dostluğu, dayanışmayı anlatan yapımlar neden bu kadar azaldı? Ancak burada altını çizmek gerekir ki bu sadece medyanın sorunu değildir. Bu mesele; ailelerin, okulların, medya kuruluşlarının, sosyal platformların ve kamu kurumlarının ortak sorumluluğudur. Sorumluluk alma zamanı çoktan gelmiştir.

Son dönemde yaşanan olaylar hepimizi derinden sarsmaktadır. Henüz 12 yaşındaki çocukların yaşıtlarına zarar verdiği, haberleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Çocuk, çocuğu öldürüyor. Toplum olarak ciddi bir kırılma noktasındayız. Çocuklarımızı yalnızca korumak yetmez; onlara doğruyu, iyiyi ve insanlığı göstermek zorundayız. İyi örnekler çoğaltılmalı, şiddet değil merhamet görünür olmalı, güç korkuyla değil vicdanla tanımlanmalıdır. Çünkü çocuklar ne görürse onu öğrenir, ne yaşarsa onu çoğaltır. Ve biz onlara ne verirsek, geleceğimiz de o olur.

“Bugün sorumluluk almaz ve elimizi taşın altına koymazsak, yarın yaşanacak bir gelecek bulamayabiliriz.”

 

Ozan Derviş

YÜZE DOST, KALBE HAİN OLMAMAK

23-04-2026 Yorum yok. 642
Neyir Erkan Şişman

HAYATTAN KOPAN BIR NESİL

23-04-2026 Yorum yok. 612
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

GELİŞEN TEKNOLOJİ İLE İNSANLIK NEREYE...?

23-04-2026 Yorum yok. 526
Asiye Çakır

BEYKOZ SİYASETİNDE HAFIZA KAYBI

23-04-2026 Yorum yok. 597
Hacı Arıcı

RUHUN GÜCÜ

23-04-2026 Yorum yok. 483
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

BİR NESLİ KAYBETMEDEN…

23-04-2026 Yorum yok. 410
Yaprak Akın

Sahadaki Gerçekler: Görünenin Ötesi

23-04-2026 Yorum yok. 416
Erdal Uzuner

MART GÜNDEMİ

17-03-2026 Yorum yok. 2523
Asım Özdemir

BEYKOZ’DA AMATÖR LİGLER-1

21-01-2026 Yorum yok. 5411
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 11116