
Birçok sanatçı, bestekâr ve şairi sinesine alan Boğaziçi’nin gerek doğal güzellikleri gerekse tarihi dokusu ile güzide bir köşesi olan Beykoz; Boğazın incisi Beykoz. İste yine bir sanatçı, bir şair, Beykoz’ a ve tüm Türkiye’ ye mal olan, Türk Edebiyat tarihine damgasını vurmuş büyük usta Orhan Veli Kanık.
Orhan Veli Kanık
13 Nisan 1914’te Beykoz Yalıköy’de İshakağa yokuşu, Çayır sokağında 9 no’lu
konakta dünyaya gelir.14 Kasım 1950’de vefat eder. 36 yıllık kısa edebi hayatı
Türk Edebiyat tarihine damgasını vuracaktır Türk Şiirine yeni bir akım olan
Garip akımını getirir. Ölümün 75. yılında hepimizin hafızasında yer etmiş usta
bir şair Orhan Veli.
Şiir, roman,
resim, beste, güfte vs. gibi sanatın tüm dallarında tarihe baktığımızda büyük
ve unutulmaz eseler yaşanmışlık ya da yaşanamamış aşklar, hicran ve hayal
kırıklıkları sonucu ortaya çıkmıştır.
14 Kasım 1950’de
hayata gözlerini yumduğunda yalnızca 36 yaşındaydı Orhan Veli Kanık. Üstünde
son kez giyebildiği ceketi ve 28 kuruşu vardı. Ceketinde diş fırçasına sarılı
bir şiir. Ölümünden sonra arkadaşları tarafından yayımlandı “Aşk Resmi Geçidi”.
Bazı yerleri eksikti, henüz tamamlamamıştı. Sıra sıra saymış sevgililerini,
aşklarını… Sonuncuya geldiğinde isim vermemiş Orhan Veli. Zaten,
1937 yılında
Orhan Veli,
kendisinden 5 yaş daha büyük olan Nahit hanımla bir sonbahar sabahı Boğaziçi
vapurunda tanışır. “Beni
bu güzel havalar mahvetti” dediği günlerden birinde kısa bir
sohbetten sonra şairimiz ve pek çok şairin de kendisine âşık olduğu söylenir.
Aralarında Cemal Süreyya, Sabahattin Ali, Cahit Sıtkı Tarancı ve birçok şairin
bulduğu dile getirilir.
1939’da
Ankara’da geçirdiği trafik kazasından sonra yirmi gün komada kalan Orhan
Veli’yle hastanede yatarken Nahit Hanım’ın ilgilendiği belirtilir. Orhan Veli
“Senden başka hiç bir şeyim yok” dediği Nahit’e bazen mektup yazmaya kâğıt
bulamaz, onu bulsa postaya verecek parası olmaz. Hâl böyleyken Orhan Veli,
Ankara’da yaşayan Nahit’in yanına gidecek parayı hiç bulamaz. BÜ durumda görüşmeleri
Nahit’in İstanbul’a gelmesine bağlıdır ancak. Nahit Hanım çeşitli sebepler
ileri sürerek bir türlü İstanbul’a gelmez. Orhan Veli her mektubunda, vuslata
ermeyen bu bekleyişi ilmek ilmek dokur.
Orhan Veli’nin
ani ölümünün ardından Nahit Hanım, aşkları konusunda sessizliğini korur.
Ömrünün son yıllarında Nahit Hanım’ın bir zamanlar edebiyat meclisi olan evine
gidenler, evin girişinde Orhan Veli büstünün misafirleri karşıladığını
anlatırlar.
Keşke Beykoz’ da
her 14 Kasım da Bir Orhan Veli şiir günü yapılsa ve gelenekselleşse.
Belediyemiz tarafından şiir okuyanlar katılsa ve Orhan Veli daha çok anılsa!
İstanbul’da
Boğaziçi’nde
Bir garip
Orhan Veli’yim
Veli’nin
oğluyum
Tarifsiz
kederler içindeyim.