

Beykoz, son
yıllarda yerel siyaset tarihinde belki de en karmaşık, en kırılgan
dönemlerinden birini yaşıyor. Yaklaşık yirmi yılın ardından değişen yerel
yönetim iradesi, henüz bir yıllık çalışma süresi dolmadan yaşanan soruşturma ve
tutuklama süreci, devam eden yargılamalar ve sonrasında meclis
kararlarıyla şekillenen yeni bir yönetim modeli…

Tüm bu
gelişmeler, yalnızca siyasi dengeleri değil, Beykoz halkının güven duygusunu ve
gelecek beklentisini de derinden etkilemiş durumda.
Bugün gelinen
noktada, Belediye Başkan Vekilliği makamında yaşanan siyasi parti
değişikliğiyle birlikte, yönetim anlayışı da fiilen el değiştirmiş, Beykoz
Belediyesi yeni bir siyasal iklimin içerisine girmiştir. Kimi vatandaş bu
süreci umutla izlerken, kimi ise belirsizlik ve tedirginlik içerisinde
gelişmeleri takip etmektedir. Ortak payda ise nettir. Beykoz’da ciddi bir
siyasi istikrarsızlık algısı vardır ve bu algı halk memnuniyetsizliğini her
geçen gün artırmaktadır.
Ülke genelindeki
siyasal gerilim ve kutuplaşmanın, Beykoz’a bire bir yansıdığı bu süreçte,
siyasi partiler doğal olarak kendi bakış açılarıyla hareket etmekte,
önlerindeki seçimlere yönelik pozisyon almaya çalışmaktadır. Ancak unutulmaması
gereken çok önemli bir gerçek vardır. Beykoz, hiçbir siyasi partinin tek başına
deney alanı değildir.
Bu ilçe
tarihiyle, doğasıyla, insanıyla, kültürüyle ve birikimiyle hepimizin ortak
emanetidir.
İşte tam da bu
noktada, Beykoz yerel basını tarihsel bir sorumlulukla yeniden sahnede
olmalıdır.
Beykoz yerel
basını, her ne kadar kendi içinde mesleki rekabet barındırsa da, İstanbul’un
birçok ilçesine kıyasla, daha güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olmasıyla
tanınır. Yıllardır Beykoz’un sorunlarını gündemde tutan, yapılanları kayda
geçiren, eksikleri cesaretle dile getiren ve gerektiğinde yol gösterici
olabilen bir duruş sergilemiştir. Bu duruş, yıllar içerisinde Beykoz halkı
nezdinde de haklı bir takdir görmüştür.
Geçmişte, yine
benzer kırılma anlarında, yerel basın öncülüğünde gerçekleştirilen toplu,
soru-cevaplı, şeffaf ve geniş katılımlı siyasi buluşmaların ne kadar yapıcı
sonuçlar oluşturduğunu 2B sürecinde hep birlikte yaşamıştık. O toplantılar
ilçede tansiyonu düşürmüş, diyalog kanallarını açmış, Beykoz’un kazançlı
çıkacağı ortak akıl zeminlerini mümkün kılmıştır.
Bugün, belki de
dünden daha fazla böyle bir adıma ihtiyaç vardır.
Beykoz’a
yıllarını vermiş bir basın mensubu olarak, yerel basının, geçmişte olduğu gibi
kendi içinde mutabık kalarak, hiçbir siyasi partinin iç işleyişine müdahale
etmeden, tam tersine her partinin duruşuna ve mücadelesine çok büyük saygı
duyarak, Beykoz’un ortak geleceği için bir düşünce masası kurma çabası
içerisinde olmalıdır.
Bu masanın temel
sorusu nettir. “Önümüzdeki yerel seçimlere kadar, Beykoz Belediye Başkan Vekili
ve mevcut yönetim kadrosunun Beykoz’a olan hizmet anlayışlarını ve
programlarını yeniden net bir şekilde anlattıktan sonra, oturuma katılan siyasi
parti ilçe başkanları da Beykoz’un menfaatleri doğrultusunda, önlerine konulan
hizmet sürecine olan eleştirileri, önerileri ve destekleri ile katkı sunmalıdırlar. Bu destek,
ilçeye hangi somut kazanımları sağlayacağı ise ilçe sakinlerine net ifadeler
ile aktarılabilmelidir. Bu oturumda sorular asla suçlayıcı değil, dışlayıcı
değil, yönlendirici hiç değildir. Aksine, yapıcı, sorumluluk alan ve çözüm
arayan bir bakışın ürünü olmalıdır
Bu nedenle, tüm
siyasi parti ilçe başkanlarını ve yöneticilerini, geçmişte birçok kez olduğu
gibi, Beykoz yerel basınının moderatörlüğünde gerçekleştirilecek geniş
katılımlı, şeffaf ve kamuoyuna açık bir toplantıya davet etmek, bugün bir
tercih değil, Beykoz’un geleceği adına acil bir gerekliliktir.
Bu toplantıya
katılmak, bir siyasi görüşten taviz vermek değil, bu toplantıya katılmak rakibe
alan açmak değil, bu toplantıya katılmak, Beykoz’a sahip çıkmaktır.
Halk artık slogan
değil, kavga değil, polemik değil sağduyu, ortak akıl ve samimi bir iş birliği
görmek istiyor. Beykoz’un kaybedecek zamanı yok. Beykoz’un ertelenecek
sorunları yok.
Beykoz’un
birbirine sırtını dönen siyasetçilere tahammülü yok. Bugün atılacak doğru bir
adım, yarın çok daha büyük krizlerin önüne geçebilir. Ve bu adım, yerel basının
çağrısıyla, siyaset kurumunun sorumluluğuyla ve halkın desteğiyle mümkün
olabilir.
Bu çağrı, bir
tarafın değil, Beykoz’un çağrısıdır.