
Bir Ramazan ayının daha sonuna geldik. Bu ay, bilirsiniz ki hepimizin kalbine dokunan, iç dünyamızı biraz daha derinleştiren özel bir zaman dilimidir. Günlük hayatın telaşı içinde çoğu zaman farkına varamadığımız değerleri Ramazan’da yeniden hatırlarız. Sabretmeyi, paylaşmayı, şükretmeyi ve en önemlisi birbirimize daha çok yaklaşmayı bu ayda yeniden öğreniriz. Manevi huzurun daha yoğun hissedildiği bu günler, insanın kendi içine dönmesi için de bir fırsat sunar.
Ramazan ayının sonunda bayrama kavuşacağımızı düşünmek
bile içimizi ısıtır. Çünkü bayramlar yalnızca takvimde yer alan bir gün
değildir; kalplerin yumuşadığı, kırgınlıkların unutulduğu, insanların birbirine
daha içten sarıldığı zamanlardır. Bir kapıyı çalmak, bir büyüğün elini öpmek,
bir çocuğun bayram sevincine ortak olmak… Aslında bayramı bayram yapan da tam
olarak, bu küçük ama anlamı büyük anlardır.
Bayramın temelinde özveri vardır, sadakat vardır ve
insanın nefsiyle kurduğu o hassas denge vardır. Bir ay boyunca sabırla tutulan
oruçlar, paylaşılan sofralar ve edilen dualar insanı içsel bir dinginliğe
taşır. İşte bayram, bu yolculuğun sonunda ulaşılan huzurun adeta bir ödülü
gibidir. Gönüllerin ferahladığı, umutların tazelendiği, insanın hem kendisiyle
hem de çevresiyle barıştığı bir gündür.
Bu vesileyle bayramın sadece bir kutlama değil, aynı
zamanda hatırlama ve hatırlatma zamanı olduğunu unutmamak gerekir. İhtiyaç
sahiplerini, yalnızları, büyüklerimizi ve küçüklerimizi hatırlamak; bir
tebessümle, bir ziyaretle, bir selamla gönüllere dokunmak bayramın en güzel
yanıdır.
Dileğim odur ki bu bayram da kalplerimize huzur,
evlerimize bereket, hayatımıza umut getirsin. Bayramın getirdiği o sıcaklık ve
samimiyet yılın diğer günlerine de taşsın. Kimse ailesinden uzakta, Adalet
beklemesin. Unutulmamalıdır ki, Adalet varsa umut vardır.
Çünkü bazen bir bayram sabahı, insanın içini ısıtan en
güzel başlangıçların habercisi olabilir.
Herkese iyi bayramlar dilerim.
Neyir Erkan Şişman