Yaşı Küçük, Suçu Büyük!

28-01-2026 1659 Yorum yok. Yorum Ekle

Bir annenin sesi yankılanıyor. “Benim çocuğum öldü” diyor.

Ama aslında hepimize sesleniyor: “Sıradaki kimin çocuğu?”     Bir çocuk. Hayatının baharında, sokakta, kalabalığın içinde, bir anlık şiddetin hedefi oldu. Öldüren de bir çocuktu. Ve tam da bu noktada, acının üstüne bir soru daha eklendi;

Adalet bu yaşta nerede durur?

Türkiye’de küçük yaşta işlenen ağır suçlar söz konusu olduğunda hukuk, failin yaşına eğiliyor; ama mağdurun yaşına bakmıyor.

Bir çocuk bıçaklanarak öldürülüyor ama “suça sürüklenen çocuk” tanımı, cezayı birkaç yıla sıkıştırabiliyor. İşte bu yüzden bu yaşananlara artık münferit olaylar demek mümkün değil. Bu bir çocuk terörüdür. Acilen bu duruma çözüm bulunmalıdır. Ülkede suç oranı görüldüğü gibi, küçük yaşlara kadar inmiştir, bu durumu daha ne kadar görmezden gelebilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde yine bir çocuk, Yol kenarında gördüğü kavgayı ayırmak isterken bıçaklanarak hayatını kaybetti.

Yine bir çocuk öldü.

Yine fail çocuktu.

Bir kez daha “yaşı küçük” cümlesi, ölümün önüne geçti.

Ulusal medyada annelerin çığlığı büyüyor. Mitinglerde yükselen ses, aslında bir yas değil; isyan. Çünkü mesele intikam değil. Mesele, caydırıcılığın olmayışı, bu suça meyilli çocukların iyileştirilmesi ve cezalarını çekmeleri gerekiyor. Yoksa ağaç yaşken eğilir misali, toplum çürümeye doğru gidiyor.

Bugün 16–17 yaşındaki bir çocuk, eline bıçak alıp başka bir çocuğun hayatını alabiliyor ve biliyor ki karşılığında alacağı ceza, yetişkin bir faille kıyaslanamaz. Bu bilgi, sokakta dolaşıyor. Okul bahçesinde konuşuluyor. Sosyal medyada yayılıyor. Ve şiddet, bu boşluktan besleniyor.

Burada sorulması gereken soru şu, Failin çocuk olması, mağdurun ölümünü daha mı az acı kılar?

Hukuk, çocuğu korumak isterken başka çocukları koruyamaz hale geliyorsa, orada bir eksik vardır. Eğitimle, rehabilitasyonla, sosyal destekle çözülmesi gereken bir sorun, artık ölümle sonuçlanıyorsa, yalnızca pedagojiden söz edemeyiz. Bir annenin gözyaşı, yasa maddelerinin arasına sığmıyor. Bir çocuğun tabutu, “indirimli ceza” gerekçelerini anlamsızlaştırıyor.

Bu ülkenin çocukları, sokakta yürürken “karşımdaki de çocuk” diye korkmamalı. Bu ülkenin anneleri, “katil çocuktu” cümlesiyle avutulmamalı.

Eğer hukuk, çocukları koruyamıyorsa; eğer caydırıcılık yoksa, eğer her yeni ölümden sonra sadece yas tutup susuyorsak…

O zaman bu suskunluk da suça ortaklıktır.

Saygılarımla...

Neyir Erkan Şişman 

Ozan Derviş

Basın Emek İster… Ama En Çok da Samimiyet İster

22-05-2026 Yorum yok. 468
Neyir Erkan Şişman

Bir Nesil Böyle Şekilleniyor

22-05-2026 Yorum yok. 391
Asiye Çakır

FİDENİN DEĞERİ VAR DA BEYKOZLU' NUN YOK MU?

22-05-2026 Yorum yok. 607
Cüneyt Pulant

Değerli BEYKOZLU dostlarım.

22-05-2026 Yorum yok. 408
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

İNSAN ÖLMEDEN ÖLÜR MÜ?

22-05-2026 Yorum yok. 324
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

TOPLUMLAR ve ETKİLERİ ve BİZ NE YAPIYORUZ?

22-05-2026 Yorum yok. 358
Hacı Arıcı

NASİPLİ KİŞİ KİMDİR?

22-05-2026 Yorum yok. 318
Yaprak Akın

Evler Satılıyor mu, Yoksa Sadece Gösteriliyor mu?

22-05-2026 Yorum yok. 367
Erdal Uzuner

MART GÜNDEMİ

17-03-2026 Yorum yok. 3218
Asım Özdemir

BEYKOZ’DA AMATÖR LİGLER-1

21-01-2026 Yorum yok. 6097
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 11816