Yeşile Tutunmak

30-11-2025 530 Yorum yok. Yorum Ekle

Beykoz, İstanbul’un hızla betonlaşan yapısı içinde hâlâ nefes alınabilen ender ilçelerden biri. Boğaz kıyısındaki mahallerden dağ köylerine uzanan çizgide, bu ilçeyi özel yapan gerçek değer, hiçbir zaman değişmeyen doğası olmuştur.

İşte tam da bu yüzden, Dereseki’deki Sırmakeş Müezzinoğlu Özel Ormanı’nın koruma statüsüne alınması yalnızca teknik bir karar değil; Beykoz’un geleceğine düşülmüş önemli bir nottur.

Orman alanının doğal sit statüsüne kavuşması, ilk bakışta hukuki bir düzenleme gibi görünür. Oysa bu karar, yıllardır Beykoz’un üzerinde dolaşan yapılaşma baskısına karşı sessiz ama güçlü bir cevap niteliğinde. Çünkü burada korunmaya çalışılan sadece ağaçlar değil; bir yaşam biçimi, bir nefes aralığı, bir kimliktir. İstanbul’un karmaşasında güneşi orman yapraklarının arasından görebilmek artık romantik bir ayrıcalıktan çok, yaşamsal bir ihtiyaç hâline geldi.

Beykoz’un doğası, sadece estetik bir manzara ya da hafta sonu yürüyüş rotası değil. Bu orman dokusu, ilçenin iklimini, su kaynaklarını, yaban hayatını ve en önemlisi şehirle doğa arasındaki kırılgan dengeyi ayakta tutan bir ağ gibi. Bu yüzden Dereseki kararı yalnızca bir “koruma” kararı değildir; aynı zamanda hepimize bir uyarıdır: Bu dengeyi korumak için hâlâ şansımız var. Bilinçli olmak bizim elimizde...

Elbette hiçbir karar tek başına yeterli değildir. Kâğıt üzerinde verilen statü, sahada doğru uygulanmazsa anlamını hızla yitirir. Koruma alanları, bir tabeladan ibaret kaldığında değil; yerel yönetim, denetim birimleri ve en önemlisi Beykozlular bilinçli davrandığında var olur. Ormanı yaşatan aslında hukuki statüsü değil, ona gösterilen sahiplenmedir.

Bu noktada Beykoz’un yıllardır yaşadığı ikilemi yeniden hatırlamak gerekiyor: bir yanda “gelişme” adı altında yükselen projeler, diğer yanda bir ilçeyi İstanbul’dan ayıran doğal miras. Bu iki uç arasında doğru denge kurulamazsa, Beykoz’un karakteri yavaş yavaş silinecektir. Çünkü doğasını kaybeden bir yer, aslında sessizce kimliğini de kaybeder.

Dereseki’deki karar, işte bu yüzden büyük bir fırsattır. Hem bugünün Beykozlularına hem de yarının çocuklarına: “Bu orman sizin.” demenin en somut hâlidir. Fakat bu tarz fırsatları sürekli taze tutmak, dönüştürmek sorumluluk gerektirir. Bu sorumluluk da ne yalnızca devlete ne yalnızca belediyeye, ne de yalnızca çevre gönüllülerine aittir. Bu sorumluluk Hepimize aittir.

Belki de artık şu soruyu kendimize daha yüksek sesle sorma zamanı geldi:

Beykoz’u geleceğe hangi yüzüyle bırakmak istiyoruz?

İstanbul’un hâlâ nefes alınabilen ender yerlerinden biri mi? Yoksa rant uğruna feda edilen, geleceği gri dolu bir ilçe mi?

Saygılarımla… 

ÖĞRETMEN OLMAK

30-11-2025 Yorum yok. 520
Ozan Derviş

Asıl Olanı Görüyor ve Duyuyor muyuz?

30-11-2025 Yorum yok. 698
Neyir Erkan Şişman

Yeşile Tutunmak

30-11-2025 Yorum yok. 531
Erdal Uzuner

BEYKOZUN DERELERİ

30-11-2025 Yorum yok. 467
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

BİR GARİP ORHAN VELİ

30-11-2025 Yorum yok. 436
Cüneyt Pulant

Beykozlulara...

30-11-2025 Yorum yok. 516
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

HERŞEY TAMAM DA KIRAÇ MI SORUN OLDU...

30-11-2025 Yorum yok. 371
Hacı Arıcı

MENFAATSİZ SAF VEFALI YÜREKLER

30-11-2025 Yorum yok. 388
Asım Özdemir

Huzur Toplantısı

07-11-2025 Yorum yok. 951
Asiye Çakır

İNSAN İNSANA…

30-05-2025 Yorum yok. 4868
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 5584