
Türkiye’de gayrimenkul sektörü üzerinden vergi ve denetimi tartışmaları uzun süredir aynı eksende dönüyor.
Daha fazla kural, daha fazla kontrol ve daha sıkı yaptırımlar konuşuluyor. Ancak sahaya bakıldığında görülen tablo çok net: sorun denetimin varlığı değil, denetlenebilir bir sistem olmaması.
Önceki yıllarda, genellikle milyonlarca liralık mülklerin, tapu işlemlerinde çok daha düşük belediye rayiçleri üzerinden işlem görmesi kimse için sürpriz değil.
Bu
fark, tarafların tapu harcını, gerçek değer yerine, rayiç değer üzerinden
göstermeyi tercih etmesine yol açtı ve bu tercih çoğu zaman kötü niyetten
değil, yüksek maliyetler karşısında oluşan bir dengeleme refleksinden
kaynaklanıyordu.
Ancak
ortaya çıkan yapının, fiilen denetlenemeyen bir alan yarattığı aşikâr.
Vergi dilimleri güncellenmediğinde ise konu sadece gayrimenkulle sınırlı kalmıyor. Kâğıt üzerinde artan maaşlar, hizmet bedelleri ve işlem tutarları, gerçek bir kazanç artışı olmamasına rağmen daha yüksek vergi dilimlerine maruz kalıyor. Böylece enflasyon, yasada yazmayan ama herkesin ödediği bir vergiye dönüşüyor. Günümüzde, kayıt içinde çalışan orta sınıf, şahıs şirketleri ve serbest meslek sahipleri bu yükü taşıyan kesim haline gelmiş durumda. Denetim mekanizmaları ise büyük ölçüde belge üzerinden çalışıyor. Fatura kesen, beyan veren ve sistem içinde iz bırakanlar denetlenebilir olduğundan görünür hale geliyor. Buna karşılık görünmeyen alan, teknik olarak denetim dışı kalıyor. Bu durum, kayıt içinde çalışmayı zamanla daha kırılgan hale getirirken, kayıt dışı alanı fiilen koruyan bir sonuç doğuruyor…
Sistemin boşluklarının doğal sonucu olarak ekonomik hayatta geçerli temel kural “Sistem neyi kolaylaştırıyorsa davranışlar oraya yönelir” kuralı! Çözüm ise daha fazla baskıdan değil, daha işleyen bir mekanizmadan geçiyor. Vergi ve harçlar daha makul olmalı, kayıt içinde kalan korunmalı, vergi dilimleri gerçek kazanca göre güncellenmeli, denetim belgeye değil, veri tutarlılığına dayanmalı. Çünkü; hiçbir sektör, dürüst çalışanı cezalandırarak, kayıt dışını görünmez bırakarak, uzun süre ayakta kalamaz. Ve hiçbir devlet; denetlenemeyen bir yapı içinde yüksek vergi ve yüksek harç beklentisini uzun dönemli sürdüremez. Denetim baskıyla değil, kurallar sahada gerçekten çalıştıkça sonuç verir. Kısaca; kayıt dışılıkla mücadele, ancak kayıt içinde kalmanın mantıklı, mümkün ve sürdürülebilir olduğu bir düzende başarılı olabilir. Dünya örnekleri göstermektedir ki; küçük işletmeleri koruyan, vergi dilimlerini düzenli güncelleyen ve şeffaf çalışan yapıları teşvik eden sistemlerde kayıt dışılık cezayla değil, sistemle azalır.
Sağlık ve Huzur her zaman sizlerle olsun,
Saygılarımla,
Sevgiler...