
Toplumları birbirinden farklı kılan, geçmişten bugüne değişerek devam eden, kendine özgü, sanatı, örf adetleri, inançları, anlayış ve davranışları ile onun kimliğini oluşturan yaşayış ve düşünüş tarzıdır Kültür…
Halk kültürü, kitle kültürü, alt kültür, maddi ve manevi kültür,
baskın kültür olduğu gibi karşıt kültür yanında bir de genel kültür vardır ki,
hepsini içerir. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK 'ün de
dediği gibi; "Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli Kültürdür"
Merkezi yönetimler ve yerel yönetimler bunların ayakta
kalması ve nesilden nesillere aktarılması için her türlü özveriyi göstermek
zorundadırlar. Yine kültür, dil, din, sanat, edebiyat, resim, müzik, mimar, heykel,
tarih, hukuk ve ziraat gibi sahiptir. Kültürümüzü, korumak ve yaşatmak bizlerin
görevidir. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin bu değişmez. Kültürünü
kaybeden bir millet, kimliğini de kaybetmeye başlar. Bu yüzden,
Kendi kültürümüzü tanır ve tanıtırken, farklı kültürlere
de saygı duymalı ve açık olmalıyız. Bu korunaklı tutum halinde iken değişen ve
gelişen zamana ayak uydurma isek, yenilenemeyiz. Geleceğimiz olan nesillere de
iyi örnek olamayız. Özümüzü bozmadan, yolumuzdan sapmadan yenilenmezsek,
gelecek nesilleri kaybederiz.
Kısaca, eski ile yeniyi harmanlamalıyız. Fikir ve
düşüncelere açık olmalıyız. Dilimizden düşürmediğimiz Demokrasi’nin gereği de
bu değil midir? Ama görüyorum ki, demokrasi, paylaşım ve anlayış bazıları için
sadece kâğıda yazılan demokrasi, paylaşımlunca da her ne yaparsanız yapın, bir
tarafını eksik yapıyorsunuzdur.
Gelişemez, zamanın gerisinde kalırsınız. En önde olmanın
birinci şartı, öğrenmek, öğrenmenin birinci kuralı ise "Okumak'tır” Hz. Ali
'ye atfedilen sözde de denildiği gibi; Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi
olurum" derken, her harfin her bilginin insanı dönüştürdüğü, kalıcı izler
bıraktığı ifade edilmiştir.
Ulusların her alanda gelişmesi de Eğitim ve öğrenimin
eşsiz gücünden kaynaklanmıyor mu?
Peki, başta, yiyecek, içecek, müzik, halk oyunları,
enstrümanlar, ekipmanlar, kılık kıyafete verdiğimiz değeri neden, eğitim ve
öğrenime vermekten kaçınıyoruz?
Hadi ilk 10 etkinlik benimseme ve tanıtım amaçlı idi,
aynı etkinliği düzenleyen diğer illerin etkinliklerinde bu alana verdikleri
değeri neden görmezden gelirsiniz, kaldı ki, 12.sinde bizzat, başkan ve
organizasyondan sorumlu yöneticilere bunun büyük bir eksiklik olduğunu
yüzlerine ifade etmeme rağmen. En son 13.ncü etkinlikte gördüğümüz muamele ve
eksiklik üzerine, talebimi sorumluluk alacak şekilde yineledim; Edebiyat ile
ilgili yazar ve şairler standını oluşturma görevini bize verin, kurulumunu ve
hazırlıklarını üstlenelim dememe rağmen olmadı. Hal böyle olunca, kültürümüzün
en önemli unsuru eksik ya da yarım kalıyor. Eğer yazarlarımız a gerekli özen
gösterilirse etkinlik boyutlarımız daha araya konulacak programlarla da
zenginleştirilecektir. Yerel sanatçılara etkinliğin her günü yer verilirken,
yerel olmayan , ama şanı şöhreti değil şehirleri ülkemizi aşmış usta bir
sanatçı "Kıraç " ın sahne alması eleştiri konusu oluyor!!
O ve Onun gibi kariyerli sanatçılarımızın böyle
zamanlarda sahne ve yer almaları, etkinliklerimize büyük değer katacaktır. Bu, kabuğuna
yapışmanın ta kendisi değil de nedir? Bu düşünce yapısı, ilerlemenin, gelişip kültürleri
harmanlamanın önünde engel değil de nedir? Yazımı bir öneri ile sonlandırmak
istiyorum nedir? 15.Ordu tanıtım
günlerinde eksikliklerimizi en aza indirgemek için, ORDER yönetimi organizasyon
ekibinin içine dışarıdan 5 kişilik danışma ve tasarım komisyonu oluşturmasını
öneriyorum.