Ekrandaki Enkaz: Ruhumuzu Kim Çaldı?

29-06-2026 521 Yorum yok. Yorum Ekle

​Televizyon ekranlarında izlediğimiz şey artık sanat değil, ambalajlanmış bir ticari meta. Peki, samimiyetimizi, aile sofralarımızın sıcaklığını ve o naif duygularımızı, bu plastik yalanlara ne zaman kurban verdik?

​Bugün televizyonun düğmesine bastığınızda karşınıza çıkan o parıltılı dünya, aslında büyük bir cenaze töreni. Bir zamanlar Neşeli Günler’in o sıcacık turşu suyunda, Bizimkiler’in o daracık apartman koridorlarında atan kalbimizi, bugün devasa plazalara, ruhsuz yalılara ve bitmek bilmeyen entrikalara kurban verdik.

​Sahi, ne ara bu kadar net görüp, bu kadar az hisseder olduk?

Ne ara o samimi aile sofralarından kalkıp, bu soğuk ve plastik yalanların esiri haline geldik?

​Gelin dürüst olalım; bugün ekranlarda izlediğiniz şey sanat değil, sadece ambalajlanmış birer ticari meta! Yapımcılar artık bir kültür değil, bir ürün pazarlıyor. Senaryoların ruhunu pazar araştırmaları, oyuncuların yeteneğini ise sosyal medya takipçi sayıları belirliyor. Liyakatin yerini algoritmalar, alın terinin yerini ise etkileşim aldı. Bir zamanlar sahnelerde devleşen ustaların yerine, sırf fotojenik olduğu için başrole kurulan, dili yozlaşmış, ruhu sığ figürleri izlemeye zorlanıyoruz. Bu, sadece bir tercih değil; toplumsal zekâmıza ve estetik algımıza yapılmış açık bir ihanettir!

​Emek harcamadan gelen zenginliğin, sadakat içermeyen ilişkilerin ve gayriciddiyetin bir meziyet gibi sunulması... Bu özentili yaşamlar, toplumun ahlaki pusulasını sessizce bozuyor. Mahalle adabının, nezaketin ve dürüstlüğün yerini; kaba, argo ve her yolu mübah sayan bir yozlaşma aldı. Biz aslında ekranda kendimizi değil, olmak istediğimiz o sahte cenneti izliyoruz; izledikçe de özümüzden biraz daha kopuyoruz.

​Şimdi bir an durun ve düşünün. Sizi en son hangi sahne ağlattı? Hangi replik günlerce zihninizde yankılandı? Eğer cevabınız yıllar öncesine aitse, ruhunuz aç bırakılmış demektir. Sanat bizi ileriye taşımalıydı, sığlığın içine hapsetmemeliydi! Sanatçı toplumun aynası olmalıydı, gerçeği gizleyen bir maske değil!

​Bu sarmaldan kurtulmanın tek yolu, bu vasatlık dayatmasına itiraz etmektir. Bizler, bize sunulan bu plastik dünyayı reddetmek zorundayız. Kaliteli olanı, dürüst olanı, liyakatli olanı talep etmeliyiz. Diliyle yaşayan, ahlakıyla örnek olan, yeteneğiyle büyüleyen o gerçek sanatçılara yeniden kapılarımızı açmalıyız.

​Sonuç olarak; o eski tadı özlemek bir yaşlılık belirtisi değil, bir insanlık direnişidir. Gelin, aynadaki çatlağı onaralım. Bu gidişata bir dur diyelim ve kendi hikâyemizi yeniden samimiyetle, ciddiyetle ve en önemlisi vicdanla yazalım. Çünkü hayat, o sahte senaryolardan çok daha gerçek ve biz, bu sığlıktan çok daha fazlasını hak ediyoruz!

​Beykoz'un kıymetli sakinlerine, Anadoluhisarı’ndan sevgi ve hürmetlerimle.

Ozan Derviş

Bir Davet Sadece Bir Mesaj Değildir…

20-06-2026 Yorum yok. 1505
Neyir Erkan Şişman

Her Haberin Bir Emeği Vardır

29-06-2026 Yorum yok. 624
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

ÖNSÖZ

29-06-2026 Yorum yok. 530
Asiye Çakır

Ekrandaki Enkaz: Ruhumuzu Kim Çaldı?

29-06-2026 Yorum yok. 522
Cüneyt Pulant

Sevdam BEYKOZ

29-06-2026 Yorum yok. 537
Erdal Uzuner

BOZULAN EKONOMİ VE BOZULAN TOPLUM YAPISI

29-06-2026 Yorum yok. 456
Hacı Arıcı

Baba Dağdır. Sen Evleri Babasız Bırakma Allahım

29-06-2026 Yorum yok. 512
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

İnsan İnsana Şifa Olur mu?

29-06-2026 Yorum yok. 430
Yaprak Akın

Evler Satılıyor mu, Yoksa Sadece Gösteriliyor mu?

22-05-2026 Yorum yok. 828
Asım Özdemir

BEYKOZ’DA AMATÖR LİGLER-1

21-01-2026 Yorum yok. 6525
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 12249