

Bazı duruşlar vardır; yıllar geçer, şartlar değişir ama insanın yüreğinde ilk günkü kadar canlı kalır. Benim için gazetecilik de böyle bir duruş.
Sadece bir meslek değil, hayatın her alanına sızan bir hassasiyet, insan ilişkilerine yön veren bir vicdan terazisi. Otuz beş yıla yaklaşan bu yolculuk boyunca, kimi zaman yoruldum, kimi zaman kırıldım ama tek bir ilkemden hiç vazgeçmedim.
Kim olursa olsun herkese eşit mesafede durmanın onurunu taşımak. Dışarıdan bakıldığında basit bir prensip gibi görünse de, aslında insanın hem kalbine hem de karakterine büyük yük bindiren bir sorumluluk bu;
Yerel basında geçen uzun yıllar boyunca öğrendiğim en temel gerçek şu oldu.
Gazetecilikte tarafsızlık, söylenmesi kolay,
korunması ise büyük emek isteyen bir duruştur.
Mesleğim boyunca başından beri hiç değişmeyen bir ilkem oldu: Yerel ya da Merkezi Yönetimler, Sivil Toplum Kuruluşları veya Bireyler… Kim olursa olsun, herkesin haberine aynı mesafede durmak.
2000 yılında gazetemizi kurarken söylediğim bir söz vardır. Aradan yıllar geçti ama o sözün altındaki imzam bugün de taptaze duruyor:
“Herhangi bir haberimizin eksik, yanlış ya da
yanlı olduğuna dair kuşkusu olan varsa ve ben bu kişiyi ikna edemezsem gazetemi
kapatırım.”
Bu cümle, benim için sadece bir iddia değil;
meslek duruşumun temel taşıdır.
Bu yazıyı kaleme alma sebebim ise gazeteciliğin yanında, yaşamımda ayrı bir yer edinen başka bir uğraşım… Müzik.
Musikiye olan yakınlığımı beni tanıyan herkes bilir. İyi icra edilen bir müziğin önünde sessizce oturup, her ezginin insana kattığı o dinginliği hissederek iyi bir dinleyici olmaya, her zaman özen gösterdim. Bu nedenle ilçemizden ve dışarıdan birçok müzisyen ve müzik grubuyla tanışma, zaman zaman da birlikte meşk etme fırsatı buldum.
Bu dostluklar, zaman içinde bana pek çok grubun oluşumuna katılmam yönünde teklif getirilmesine de vesile oldu. Bu tekliflerden onur duydum, ancak işte tam da burada yıllardır hassasiyetle koruduğum çizgim devreye girdi.
Bir grubun içinde bulunmak, diğerine bir adım daha uzak durmak anlamına gelir. Bu ise benim meslek anlayışımda kabulü zor bir durumdur. Çünkü bir tarafa yakınlaşmak, istemeden de olsa başka bir tarafa uzaklaşmak demektir. Ben ise hayatım boyunca, ne gazetecilikte ne de ilişkilerimde bu tür bir dengesizliğe izin vermedim.
Tüm dostlarıma ve gruplara hep aynı ifadeyle yanıt verdim:
“Sizlere talep edildiğinde görüş ve
düşüncelerimi aktararak, haber anlamında her türlü desteği en yüksek seviyede
veririm; fakat bir grubun içinde yer alırsam diğer dostlarıma haksızlık etmiş
olurum.”
Bugün de aynı hassasiyetle hareket etmeye devam ediyorum.
İster ilçemizde ister ilçemiz dışında olsun; tüm musiki gruplarıyla olan bağımda da, gazetecilikte olduğu gibi eşitlik ve mesafe ilkesini özenle koruyorum.
Çünkü bazı çizgiler vardır; görünmez ama
dokunulduğunda hissedilir.
Benim için bu çizgi, eşitlik, adalet ve hassasiyet çizgisidir.
Bu çizgiyi koruduğum sürece hem mesleğimin hem de dostluklarımın hakkını verdiğime inanıyorum.
Saygı ve Sevgilerimle...