YIRTIK ELBİSEDEN KALP HAZİNEDARLIĞINA

25-11-2019 2844 Yorum yok. Yorum Ekle

YIRTIK ELBİSE’DEN KAP

HAZİNADARLIĞINA

Ne kötü zamana kaldık? Kazanan kim kaybeden kim?  Belli değil...

Makam ile mevkiyi kim hakkıyla taşır oldu? Kim niye kendini kaybeder oldu?

Oysa; ne güzel kıssadan çıkan hisseler!

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmut’un kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedarı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir gün Sultan’ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş:

“Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.” Sultan kulaklarına inanamamış.

“İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim” demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, “Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?” diye sormuş.

“Bir hiçtin sen… Satılacak bir köleydin ve Allah, Sultan’ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!” Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş. Hazine dairesinden çıkarken birden Sultan’la yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayaz’ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.

“Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın, ama şimdi… Kalbimin hazinedarısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin.

Allah’ım bizleri nerden geldiğini unutmayan, makamında kendini yitirmeyen, varlıkta yokluğu unutmayan kullarından eylesin. Âmin!

Neyir Erkan Şişman

Eski Yaralar, Yeni Umutlar

27-12-2025 Yorum yok. 1182
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

KENDİNİ BİLMEK ÇOK ŞEYDİR...

27-12-2025 Yorum yok. 1074
Asiye Çakır

BURUN KIVIRIRSAN DUVARA TOSLARSIN...

27-12-2025 Yorum yok. 1380
Cüneyt Pulant

Sevdamız Beykoz

27-12-2025 Yorum yok. 1258
Erdal Uzuner

AHLAKİ EROZYON

27-12-2025 Yorum yok. 874
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

2025 MİZAN VE BİLANÇOSU

27-12-2025 Yorum yok. 853
Hacı Arıcı

ÖMÜR SERMEYEMİZDEN BİR YIL DAHA GİTTİ

27-12-2025 Yorum yok. 944
Yaprak Akın

2 Kasa Kiraz’a 1 Daire Satacağız Neredeyse…

27-12-2025 Yorum yok. 945
Asım Özdemir

Huzur Toplantısı

07-11-2025 Yorum yok. 1759
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 6380