Bir proje, sadece ortaya çıkan sonuçtan ibaret değildir. O sonuca ulaşıncaya kadar ortaya konulan fikirler, katkılar, emekler ve ortak akıl da o projenin gerçek değerini oluşturur.
Özellikle kamu kurumları, yerel
yönetimler veya özel kuruluşlar bir projede yerel basın ile iş birliği yapma
iradesi ortaya koyuyorsa, yerel basını yalnızca duyuru ve tanıtım aşamasında
hatırlamak doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü basın, sadece yapılan işi
kamuoyuna aktaran değil, aynı zamanda bulunduğu bölgenin dinamiklerini bilen,
fikir üreten ve sürece katkı sağlayan önemli bir paydaştır.
Bir projede “basın bizim yanımızda”
algısı oluşturulup, karar ve uygulama süreçlerinde basına hiçbir alan
açılmıyorsa, projenin başlangıcında fikirlerinden yararlanılan, sonunda ise
sadece görüntü vermesi beklenen bir anlayış ortaya çıkar. Bu yaklaşım, gerçek
bir ortaklıktan çok tek taraflı bir kullanım algısı oluşturur.
Elbette her kurumun kendi çalışma
yöntemi olabilir. Ancak bir kurum bir projeyi yerel basınla birlikte yaptığını
ifade ediyorsa, o basının sadece final fotoğrafında değil, projenin düşünce ve
uygulama aşamalarında da yer alması gerekir.
Yerel basının desteğini, sadece
kendisine gönderilen materyali yayınlayan bir anlayışla ilerlemek olarak tercih
ederler olabilir. Ancak “Ben bu projenin içindeysem fikrimle, emeğimle ve
sorumluluğumla varım” diyen yerel basın paydaşlarını dışarıda bırakıp, hali
hazırla proje ilerletip sonrasında ortaklık görüntüsü vermek doğru değildir.
Çünkü gerçek iş birlikleri, isimlerin
yan yana yazılmasıyla değil, fikirlerin ve emeklerin yan yana gelmesiyle
oluşur.
Bir projede paydaş olmak, sadece
sonunda davet edilmek değil, başından sonuna kadar değer görmek ve sürecin bir
parçası olmaktır.