ALKIŞIN ZEHRİ

22-02-2026 402 Yorum yok. Yorum Ekle

Yaşadığımız çağın en güçlü para birimi artık emek değil, görünürlük. Kim ne üretmişten çok, kim ne kadar konuşulmuş sorusu belirleyici. Bir zamanlar sanat, düşünce ya da başarıyla elde edilen ün; bugün çoğu zaman dikkat çekme becerisiyle ölçülüyor.

Ekranlar, sahneler ve sosyal medya akışları yalnızca içerik üretmiyor, aynı zamanda arzu üretiyor. Nasıl yaşanacağına, neyin değerli olduğuna, kime benzemek gerektiğine dair güçlü bir yönlendirme yapıyor.

Ünlüler hayatımızın merkezinde. Müzikleriyle, dizileriyle, filmleriyle, paylaşımlarıyla yalnızca eğlendirmiyor; bir yaşam tarzı öneriyorlar. Ne giyileceğini, nasıl konuşulacağını, hangi tavrın “havalı” sayılacağını belirliyorlar.

Onların tercihlerine gösterdiğimiz ilgi, zamanla kendi tercihlerimizi gölgede bırakıyor. Farkında olmadan başkasının hayatına özenirken kendi hayatımızı ertelemeye başlıyoruz.

Toplumun önünde duran her figür, ister istemez rol modeldir. Rol model olmak için mükemmel olmak gerekmez; ama sorumluluk taşımak gerekir. Çünkü geniş kitlelerin hayranlığı yalnızca bir alkış değildir, bir yönelimdir.

Gençlerin zihin dünyasında açılan bir patikadır. Eğer bu patika yüzeyselliğe, kolay şöhrete, gösterişe çıkıyorsa; o yoldan yürüyenlerin tökezlemesi de kaçınılmaz olur.

Son yıllarda sıkça karşımıza çıkan skandallar, soruşturmalar ve çöküş hikâyeleri aslında birer sonuçtur. Ün, karakterin önüne geçtiğinde denge bozulur. Sürekli alkışlanan bir insanın kendi iç sesini duyması zorlaşır. Eleştiriye kapalı, sorgulamaya uzak bir alan oluşur. O alanın içinde büyüyen her zayıflık, zamanla büyür ve görünür hale gelir. Işığın en parlak olduğu yerde gölge de en koyu olur.

Ancak mesele yalnızca ünlüler değil. Asıl mesele, bizim onlara yüklediğimiz anlam. Hayranlık masum bir duygu gibi görünür; oysa yön tayin eder.

Kimi büyüttüğümüz, aslında neye değer verdiğimizi gösterir. Çabaya mı, kısa yoldan şöhrete mi? Derinliğe mi, gösterişe mi? Sessiz bir emeğe mi, yüksek sesli bir vitrine mi? Verdiğimiz cevaplar, toplumun aynasıdır.

Dizilerden devşirilen kabadayı tavırlar, şarkılardan ezberlenen umursamazlık, sosyal medyadan öğrenilen teşhir kültürü…

Hepsi zamanla gerçekliğin yerini alıyor. Ekranda izlenen karakterler sokağa taşınıyor. En basit örnekle, trafikte maruz kalınan magandalık, izlenilen dizilerdeki özenti hareketlerin birikmesiyle normalleşiyor diye düşünüyorum.

Rol ile gerçek arasındaki çizgi silikleşiyor. İnsanlar kendileri olmaktan çok, izledikleri bir figürün taklidi olmaya başlıyor. Oysa taklit kolaydır; kimlik inşa etmek ise sabır ve emek ister.

Belki de bu çağın en büyük yanılgısı, görünür olmanın değerli olmakla karıştırılmasıdır.

Görülmek bir ihtiyaç olabilir; fakat değer, alkışla ölçülmez. Değer, kimsenin izlemediği anlarda da doğru kalabilmektir. Kameralar kapandığında da aynı insan olarak kalabilmektir. Ün geçicidir; karakter kalıcı.

Bugün gençlerin önemli bir kısmı “ne olmak istiyorsun?” sorusuna bir meslek değil, bir statüyle cevap veriyor: Ünlü olmak. Bu cevap, hayalin içinin boşaldığını gösteriyor. Çünkü ünlü olmak bir amaç değil, bir sonuçtur. İçini dolduracak bir üretim, bir bilgi, bir yetenek yoksa; ün yalnızca gürültüden ibarettir. Gürültü ise bir süre sonra yorucu olur ve dağılır.

Toplum olarak belki de yeniden düşünmemiz gereken şey şu:

Kimi alkışlıyoruz ve neden? Alkışladığımız her figür, biraz da bizim değer yargılarımızı temsil ediyor. Eğer yüzeyselliği büyütürsek derinliği kaybederiz. Eğer gösterişi ödüllendirirsek emeği geri plana iteriz. Bu tercihler yalnızca bireysel değil, toplumsal sonuçlar doğurur. Bir süre sonra, renkli ekrandan izlediğimiz her karakter, artısıyla eksisiyle ete kemiğe bürünüp karşımızda duruyor.

Çünkü körü körüne hayranlık, düşünmeyi askıya alır. Düşünmeyen bir toplum ise yönünü kolay kaybeder. Oysa bilinç, en güçlü koruyucudur. Kimi örnek alacağımıza, kimi büyüteceğimize karar verirken gösterdiğimiz özen; aslında nasıl bir gelecek istediğimizi de belirler.

Belki de asıl cesaret, bu kirlilikte kendin olabilmek ve temiz kalabilmektir.

 

Ozan Derviş

10.Beykoz Şiir Akşamı’nın Ayak Sesleri

22-02-2026 Yorum yok. 509
Neyir Erkan Şişman

ALKIŞIN ZEHRİ

22-02-2026 Yorum yok. 403
Erdal Uzuner

RAMAZAN AYI

22-02-2026 Yorum yok. 409
Cüneyt Pulant

Değerli BEYKOZLU dostlarım...

22-02-2026 Yorum yok. 413
Yaprak Akın

YÜKSEK KİRA DEĞİL, ÖDENEBİLİR KİRA KAZANDIRIR

22-02-2026 Yorum yok. 396
Hacı Arıcı

YALAN HASTALIĞI

28-01-2026 Yorum yok. 1429
Feride Gündüz "Hoş Kalem"

HEM YARA HEM SİFA

28-01-2026 Yorum yok. 1407
Asım Özdemir

BEYKOZ’DA AMATÖR LİGLER-1

21-01-2026 Yorum yok. 2026
Asiye Çakır

BURUN KIVIRIRSAN DUVARA TOSLARSIN...

27-12-2025 Yorum yok. 2715
Tuncay Ünde

UZAKSIN BANA

28-01-2025 Yorum yok. 7688