
Beykoz’un siyaset koridorlarında son günlerde duyulan uğultu, aslında bir değişimin ayak sesleri… Kimi yüksek perdeden eleştiriyor, kimi kendi sessizliğinde süreci anlamaya çalışıyor. Ancak tüm bu seslerin arasında unutulmaması gereken bir BEYKOZ gerçeği var. Bu ilçenin kaderi, günlük tartışmalardan daha önemli olduğu gerçeğini anlamamız gereken zaman hızla geçmekte.
Belediye Başkan Vekili’nin parti değiştirmesi üzerine
kopan fırtınayı, bir tercih olarak değerlendirenler olduğu gibi, bir
mecburiyetin yeniden yaşam bulması gibi değerlendirenlerde var.
Eski partisinde çalışma şartlarının giderek daraldığı,
hizmet üretme imkânlarının kalmadığını söyleyen Başkan Vekili, neredeyse tüm
kapıların kilitlendiği bir dönemde, Beykoz için yeni hizmet kapılarının
açılmasını görmezden gelemeyeceğini belirterek, yeni bir siyasi yolculuğun
kendisi ve Beykoz için hayırlı olacağını vurgulayarak değişimi kabul ettiğini
vurgulamıştı.
Yeni partisinde üst düzey görüşmeler yapması, masaya
yalnızca kendi siyasi geleceğini değil, Beykoz’un ihtiyaç dosyasını da koyması…
İşte tam da burada, mevcut Başkanın mahkeme sürecini beklemek veya ötesinde
olası bir seçim sürecini beklemekten başka hiçbir alternatifi olmadığı
gerçeğinden yola çıkarak tüm tarafların gürültüsü Beykoz adına biraz susmalı.
Çünkü masaya koyduğu o dosyadan Beykoz’a gelecek her hizmet, hangi renge ait
olursa olsun, bu kentin hanesine yazılacak.
Bugün eleştirilerin dozu ağır. Sanki parti değiştiren
biri değil, bütün bir ilçeyi karşısına alan biri varmış gibi
değerlendirilmekte, oysa mesele kişisel bir rotadan çıkmış durumda ve acilen
ilçenin önünü açacak bir çalışma zemininin oluşturulması gerekmekte. Mahkeme
sürecini beklemek veya seçim sandığının gelmesinden başka seçeneği olmayan
Beykoz Halkının sabır göstermesi tam da bu yüzden çok önemli.
Büyük projeler, büyük dönüşümler, günübirlik tepkilerin
gölgesinde filizlenmez. Sabır, zaman ve düzen ister.
Süreci kabullenmekte
zorlananlar elbette ki var. Siyasetin doğasında var bu. Ancak seçimlere kadar
ortaya konacak hizmetleri görmek, kararları sandıkta tartmak ve o gün
geldiğinde fikir beyan etmek herkesin ortak hakkı. Bu nedenle bugün en çok
ihtiyaç duyulan şey, tartışmanın ateşine odun atmak değil; ilçenin menfaati
için soğukkanlı bir bekleyiştir.
Beykoz’un yararına atılan her adım, hangi parti
tarafından atılırsa atılsın, bu ilçenin sokaklarında karşılık bulur. Çünkü gün
sonunda siyasi renkler değil, yapılan işlerin izi kalır. İşte tam da bu yüzden,
eleştirilerin kıyısında bir yerde şu soruyu sormak gerekir:
“Biz bugün kime kızıyoruz? Kişiye mi, yoksa değişimin
kendisine mi?”
Belki de asıl mesele bu sorunun cevabında gizlidir…
Bir de çok belirgin bir durumda gözlemlenen durum ise;
Başkan Vekili’nin daha önceki partisinin ilçe, il ve genel merkez
bağlantılarının ilçeye yansımasıyla, parti değiştirdikten sonra aynı eksende
ilçe, il, genel merkez ve hatta hükümet bağlantılarının oldukça dikkat çekiyor
olması da ilçe sakinlerinin ciddi bir beklentisi haline gelmiş durumdadır.
Yaşanmış olumsuzluklar, geçmişte Başkan Vekili’nin İlçe
Örgütü ile olan uyumsuzluğuna yüklenirken, günümüzdeki tablonun olumlu
göstergeleri de yine Başkan Vekili’nin yeni İlçe Teşkilatına bağlanması
gerçeğini kendiliğinden ortaya çıkmakta.
Sonuç olarak, Beykozluların 2-3-4 Eylül’de yargılaması
başlanan hatta 4 Eylül’de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılıp 5
Eylül’de yeniden tutuklanarak Silivri’de bulunan Marmara Kapalı Ceza Evi’ne
götürülen Belediye Başkanı Mimar Alaattin Köseler ’in mahkeme sürecini
beklemekten başka;
Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel’in çalışmalarının Beykoz
yararına olmasını takip etmekten başka;
Ve tüm bu değerlendirmeler sonrasında kuşkusuz önlerine
sandık gelecektir ki işte o zaman yine Beykoz için nihai kararı da Beykoz Halkı
verecektir.
Sevgi ve Saygılarımla…