Yansıtmak istediğimiz, yaşadığımız

20-06-2019 927 Yorum yok. Yorum Ekle

Sosyal medyada yansıttığımız ruh halimiz ile gerçek hayattaki ruh halimiz

Bir önceki yazımda belirttiğim gibi bayram ziyaretleri yoğunluğu artık olmadığından tatil aralığında dinlenirken biraz da analiz yapmak istedim. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarına biraz daha derinden baktım. Geçtiğimiz senelerde benzer konuya köşemizde yer vermiş olsak ta durumu ciddiyeti konuyu bu ayda köşemize taşıdı.

Sosyal medya da iş, etkinlik vs. konular dışında sürekli paylaşım yapılan profiller ne kadar gerçek ruh halimizi yansıtıyor. Sürekli çok mutluyum mesajı vermekteki amaç nedir? Veya bu durumda kazanç hanemize işlenen nedir? Hangi duygumuzu besliyoruz bu şekilde?

Tehlike çanları! Psikiyatristler uyarıyor hem ülkemizde hem de dünyada…

Peki ne oluyor sanal platformda?

Öncelikle belirtelim sosyal medya bağımlılığı, günümüzde milyonları etkileyen bir hastalık/rahatsızlık. Bastırılmış, ötelenmiş beğenilme, kabul görme duygusunun dışa vurumu olarak ifade edilebiliyor. Profil, durum, story gibi paylaşım şekillerinde verilen pozlar genellikle kendine aşık bir ifade ile ortaya koyuluyor ki dikkatle bakıldığında jest ve mimikler en büyük ipucumuz oluyor. Bu bastırılmış duyguların açığa çıkışı narsizme hızla göz kırpıyor.

Mutluluk duygusu kişinin özde yaşayabileceği bir duygu. Sağlıklı bir mutlu olma hali sosyal onay arayışından bağımsızdır. Eşinizle, ailenizle bir yolculuk.  Keyiflisiniz… Radyoda sevdiğiniz bir müzik. Burada almanız gereken duygu size ait iken paylaşıma ihtiyaç duymak(ara sıra olanlar hariç) mutluluk olduğunuz ortamdan sıyrılıp yayınladığınız görsele ait beğeni ve yorumlara odaklanmak, iki taraf içinde, sürekli paylaşım yapanlar ve sürekli takipçi kimliğini takınan grup içinde ciddi sorunları beraberinde getiriyor.

Sosyal paylaşım sitelerinde yansıttıkları tabloları ile reel yaşam koşullarının bir olmaması kişileri kimlik, duygu durum karmaşasına iterken (örneğin paylaşımları yoğun olan bir birey günlük hayatta sohbetlerde veya seanslarda çok yoğun travmalarla karşımıza çıkabiliyor) paylaşım sitelerinde takipçi tarafında yoğunlaşan bireylerde ise kendini yetersiz hissetme, genel bir mutsuzluk hali, sadece sana alemde yaşamaya yönelim asosyal yaşam riskleri olarak karşımıza çıkıyor.

Ne yapabiliriz?

Sanal hayatla ilgili bağımlılığın ciddi bir tehdit olduğunu asla atlamayalım. Kesinlikle üstesinden gelinmesi gerek bir durum olduğunun farkına varalım. Bu nedenle bu durumu öncelikle kabul etmemiz şart. Ve tabi ki değişimi istemekte. Konu hakkında mümkün ise bir uzman desteği önemli. Eğer uzman desteği alınamıyorsa kendimize ufak ufak sınırlamalar getirebilir kademeli olarak sosyal medyada yer alma süremizi ve paylaşım sayımızı azaltabilir, paylaşım konularımızı narsistik(sürekli kendini, farklı jest mimiklerle ) bir şekilden çıkararak sosyal konulara doğru bir çekebiliriz.

Ozan Derviş

ESNAFLIK KÜLTÜRÜMÜZ TARİHE Mİ KARIŞIYOR

25-11-2019 Yorum yok. 984
Neyir Erkan Şişman

ÖĞRETMENİM CANIM BENİM

25-11-2019 Yorum yok. 878
Tuncay Ünde

SANMAK…

25-11-2019 Yorum yok. 844
Makbule İnaç

Ben Bir TEGV'liyim,

25-11-2019 Yorum yok. 583
Cüneyt Pulant

BÜYÜK BEYKOZ

25-11-2019 Yorum yok. 899
Hacı Arıcı

YIRTIK ELBİSEDEN KALP HAZİNEDARLIĞINA

25-11-2019 Yorum yok. 848
Osman Topuz

Sanatkâra Bakış

25-11-2019 Yorum yok. 734
Adem Öztürk "Beykoz Sevdalısı"

İstanbul’un en şirin ilçesi

25-11-2019 Yorum yok. 636
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

UEFA YAPTIRIMLARI VE BİZ

25-11-2019 Yorum yok. 676

KUTSAL ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ

25-11-2019 Yorum yok. 715
Yaprak Akın

BAŞARI

25-11-2019 Yorum yok. 767
Çiğdem Topatan

Kyzikos...

28-10-2019 Yorum yok. 684
Bilal Karabacak

Beykoz’da etkinlikler arka arkaya gerçekleşiyor

28-10-2019 Yorum yok. 779
Asiye Çakır

YARIN DEĞİL BUGÜN

28-10-2019 Yorum yok. 1650
Zeynep Küçük

Spor ve Çocuk

05-08-2019 Yorum yok. 1422