YÖREMİZ – KÜLTÜRÜMÜZ - TARİHİMİZ

26-10-2018 1076 Yorum yok. Yorum Ekle

Adap insan içindir. Bir Müslüman, İslam  adabıyla yaşadığı müddetçe sağlam bir İslam kültürüne sahip demektir.  Böyle bir millet özelliğini ve özgünlüğünü  kültürel birikimiyle gösterir. Ortaya çıkan medeniyet ise sahip olduğu, yaşadığı, koruduğu kültürün eseridir.

 

Bu inançla iki önemli  konuyu siz değerli gönül dostlarımla paylaşmak istiyorum:  Kültürümüz ve  Adab-ı Muaşeret.

 

Geçtiğimiz günlerde Sırbistan’ın Sancak bölgesinde bulunmaktaydım.  Balkanlar’da    Osmanlı izlerinin korunduğuna, yaşatıldığına şahit olmanın mutluluğunu yaşadım.  İnsanların kendilerini   ‘Osmanlı’ olarak tanıtmaları gurur vericiydi.  Kültürleri,   gönüllerinde  bir miras gibiydi.  

 

Toprakları fethedilmiş o insanların  gönlünü;  din, ırk, mezhep ayrımı yapmaksızın   hizmetler vermiş, insan olmanın özelliğini ve güzelliğini hissettiren adalet ve vicdan özgürlüğü içinde yaşatmış Osmanlı’nın İslami kültürü fethetmişti. Bu fetih, Osmanlı’daki İslami  ve  insani  idare şeklinin adıydı. Bu fetih İslam kimliğini hakkıyla taşıyan kardeşlerimizin, İslam adabına uygun yaşadıkları kültürün fethiydi.

 

İşte bu kültürel anlayışı gönüllerine nakşetmiş olan Boşnak kardeşlerimiz,  kendilerini tarif ederken; sınırları değiştirilmesine,  asimile edilmelerine,  dini baskılara  maruz bırakılmalarına, Osmanlı’dan sözde koparılmalarına rağmen, ‘Biz Osmanlı’yız!’ diyorlarsa hala  sahip oldukları kültürün güzelliğiydi. Bu kültürün temelinde ise, Kur’an, sünnet  ve adab-ı muaşeret vardı.

 

Balkanlar’dan edindiğim bu tarihi kültürel  izlenimimi, oradaki kardeşlerimizin Türkiye Cumhuriyeti'ne  bakış açılarını, gönüllere seslenen TİKA’yı, son sancağın nasıl teslim edildiğini,  Osmanlı'dan kalma Balkanlar 'ın en son ve en büyük salatin camisi olan Sultan Valide Camii'nin 95 yıl aradan sonra tekrar ezan ve Kur'an' la nasıl buluştuğunu, bir sonraki yazımda siz değerli  gönül dostlarımla paylaşacağım.  

 

Yüce dinimiz, Kur-an Kerim   ve   Peygamber Efendimiz ‘in sünneti (sav) üzerinedir.

Toplum içinde yaşayan insan, dini doğru anlar ve yaşarsa,  kültürü de doğru anlar.  Dinimizin gayesi bizlere sadece ahiret mutluluğunu  temin  etmek  değil aynı zamanda  insanların ferdi ve toplumsal hayatında etkin bir rol üstlenmektir. Din, kültürü oluşturan önemli  bir unsurdur. Kültürümüzün toplum üzerindeki güzel etkisini dile getirirken asıl önemli konumuz olan  ‘Adab-ı Muaşeret ’i iyi kavramak gerekmektedir. Bildiğimiz gibi âdâb, edebler, güzel huylar, iyi haller ve davranışlar; her konuda haddini bilip sınırı aşmamak demektir. Muaşeret ise şartlar demektir. En güzel ve hiçbir zaman eskimeyecek olan âdâb ve ahlâk, Kurân-ı Kerîm’de öğretilen ve Hz. Peygamber’in sünneti ile tatbik edilip yaşanan âdâbtır.. Müslüman kişinin hedefi; Kur’ân’da ifade edilen ve Hz. Peygamberin (asm) bizzat söz ve davranışlarıyla gösterdiği görgü kurallarını şahsî ve içtimaî hayatında yaşayarak göstermektir. İşte bu noktada iyi bilinmelidir ki, İslam’ın insana layık gördüğü  adab-ı muaşeret, bir Müslümana yakışan kültürün, yaşanan halidir. Adap insan içindir.

 Bunu henüz on üç yaşımda,  Anadolu 'dan dan İstanbul'a İslami bir eğitim almak için geldiğimde yaşayarak öğrendim. Kaydolduğum İmam Hatip Lisesi'nde hocalarımın tavsiyesiyle Kur'an bilgisine daha iyi sahip olabilmek ve daha güzel  dini eğitim alabilmek için  Sümbül Efendi Erkek Kur'an Kursu'ndan  yararlanma fırsatı buldum. Çocukken Kur'an kursu denince aklıma, sadece Kur'an-ı Kerim'in  güzel okutulmasını  sağlayan yer gelirdi. Sümbül  Efendi Kur'an Kursu'nda  çok  değerli Mustafa  Yılmaz hocamın, bizlere "Çocuklar, sadece Kur'an-ı Kerim' i güzel okumanız yeterli değil; çünkü bizim toplum olarak; okuduğunu  anlayan,  her şeyiyle donanımlı , 'Adab-ı Muaşeret' kurallarını bilen Müslümanlara ihtiyacımız  var."  nasihati bugün gibi kulağımda.  

 

Çocukluğumdan bugüne öğrendiğim bu güzel  değerleri kıymetli hocalarımdan aldığım feyzle  besleyerek ‘ADAB-I MUAŞERET’ başlığında toplamayı kendime bir vazife bildim. İslami kültürümüze bir nebze olsun katkı sağlayabilme adına hala Sümbülefendi erkek kuran kursunda okutulan ”İSLAMİ ve İNSANİ(ADAB-I MUAŞERET)DAVRANIŞ KURALLARI”nı Sizlerle paylaşayım.                                    

      

 


Hulâsa; Din, kültürdür. Kültürün kaynağı insandır. İnsan kalabilmenin sırrı ise sahip olduğumuz kültürü  yaşamaktır, korumaktır. Balkanlar'da beş yüz asır önce hüküm sürmüş Osmanlı'yı  hâlâ  yaşatan da  kültürdür; bizleri insani ve İslami kurallarda birleştiren  nasihat de kültürdür.


Bu nasihatleri tekrar hatırlatmayı bir borç biliyor, siz değerli gönül dostlarımı sevgiyle selamlıyorum.


Ozan Derviş

UNUTMAYALIM SEÇİM GERİDE KALDI

01-05-2019 Yorum yok. 1337
Makbule İnaç

Bahar Ayının Müjdecisi HIDRELLEZ

01-05-2019 Yorum yok. 659
Taner Mert "Mert Beykozlu"

Hiç Düşündük mü?..

01-05-2019 Yorum yok. 480
Hacı Arıcı

RAHMET AYI RAMAZANA GİRERKEN

01-05-2019 Yorum yok. 609
Zeynep Küçük

Bakla ve Gül Kokusu

01-05-2019 1 yorum. 464
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

OTİZM ve FARKINDALIK

01-05-2019 Yorum yok. 632
Yaprak Akın

İyi Niyet...

01-05-2019 Yorum yok. 432
Asiye Çakır

DÜRÜSTMÜSÜNÜZ?

01-05-2019 Yorum yok. 1215
Çiğdem Topatan

SANAT EĞİTİMİNİN ÇOCUK GELİŞİMİNE ETKİSİ

27-03-2019 Yorum yok. 990
Ergin Tüfekçi

Sevgili Beykoz

02-03-2019 Yorum yok. 1162