Bir Adam Tanıdım

15-08-2018 1758 Yorum yok. Yorum Ekle

Değerli dostlarım uzun bir ayrılık süresi sonrası sizlerle birlikte olmanın huzuru içerisindeyim. Bu geçen süre içerisinde neler yaşandı neler… Kim bilir kaç insan sevindi, kaç insan üzüldü. Ülkemiz bir seçim dönemini atlattı. Ülkemiz ve Dünya için hayırlara vesile olsun inşallah. Bir ramazan bayramına eriştik, şimdi ise Kurban bayramında görevimizi yerine getirip kısmetse seneye yeniden diyeceğiz. Tabi bu bayram tatilleri kimilerine fırsat, tatil beldelerine, çalışanlara karşılıklı iyi gelen bir fırsat.

Bu arada 3 Ağustosta yeni bir yaşa daha erişmenin huzur ve mutluluğunu yaşadım. Yaşamım boyu meğer ne çok dost biriktirmişim. hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim… Evet yaşamımda o kadar insan tanıdım ki. Hemen her tanıdığımdan bir şeyler öğrendim. İşime geleni yüreğimde sakladım, gelmeyeni ise sırtımda taşıdığım boş sepete attım. O dolunca da çöp kutusuna boşalttım. Ama bu süre içerisinde birini tanıdım. O hep örnek oldu bana. Onu tanıdıkça kendime idol olarak onu seçtim. Ve şu zamana kadar yaşadığım, kazandığım her şeyi ona, ondan aldığım yaşanmışlıklara borçluyum.

O kim mi….

O 1933 yılında doğmuş, tabi ki doğru zamanda nüfus kaydı yapıldı ise. Çocukluğu köyde rençperdik yaparak, çobanlık yaparak geçmiş. Hayatında hiç okula gitmemiş. Okumayı askerde Ali okulunda öğrenmiş. Askerlik sonrası memleketine döner ve kasabada bir dükkan açar. Yaptığı iş çapulacılık, yani ayakkabıcılık. Kamyon lastiğini soyarak ağaç çivi ile ayakkabı yaparmış. Çarıktan sonra en lüks ayakkabı. Yaşadığı Kasabaya üç adet Hürriyet gazetesi gelir ki, biri O’na. okumasını ve yazmasını bu şekilde ilerletmiş. Sonrası kendisi okuyamadığı için o kadar kişinin okumasına vesile olmuş ki. Evli ve İki oğlu var, Büyük oğlu öğretmen. küçük oğlu ise şimdi emekli.

Çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi vermiş.1971 yılında İstanbul’a ailece göçetmişler. Bir ilçeye yerleşmiş ve orada bakkal dükkânı işletmeye başlamış. O zamanın şartları ile bir market havasında her şey bulundururmuş. Ve yine okuma isteği olan kişilere yardımını esirgememiş. Çok kitap okur, giyimine, günlük tıraşına dikkat edermiş. Mesela dükkanı sabah namazıyla açarmış. sabahın bereketini anlatır ve her zaman erken açmakta fayda var derdi. Dükkanın önünü hatta sokağı süpürür, neden yapıyorsun sorusuna ise “Her şeyi devletten beklemek olmaz, bize ayıptır” derdi. Kibarlık, düzgün konuşma onun olmazsa olmazı. Her camiye namaz vakti gidişinde pantolon ütülenir öyle gidermiş. Neden  bu şekilde diye sorulduğunda ise “Sen bir devlet büyüğünün makamına nasıl gidersin, En şık kıyafetinle”, Eeee… Hakkın huzura çıkıyorsun. Tabi ki en güzel kıyafetini giyeceksin, temiz olacaksın derdi. Dürüstlük hayatının temeli. Çocuklarının üzerine titrer iyi bir insan olmaları için elinden geleni yaparmış. Önce iyi bir insan olun, makam mevki nasıl olsa bir şekilde kazanılır derdi. Hakkı olmayan bir şeyi asla kabul etmez, evine sokmazmış. Hep “Önce Allahtan (c.c) sonra Devletten korkacaksın” derdi. Bir lokma kuru ekmek ye ama helalinden ye derdi.

Zamanla bayatlamış ekmek ve bir bardak suyun ne kadar lezzetli olduğunu öğrendim. Tabi onu da bulabilene, o lezzeti tada bilene ne mutlu. Ailesinin bilmediği bir sürü kişinin okumasına katkıda bulunmuş. Bunu O’nun cenazesinde gördüm.

Sonrası bir trafik kazası ile başlayan yaşam süreci. Bacak kemiğinde bir kırık ve sonrası. Bir dizi ameliyatlar geçirmiş. Fazla verilen ilaçlar sayesinde diyaliz hastası olmuş. Yıllarca haftanın iki günü çocukları diyalize taşımışlar. Küçük oğlu O günü unutmam der ve şöyle anlatır. Hastaneye gidiyoruz yine ama babam sessiz, konuşmuyor, çok durgun. Sordum baba hayırdır konuşmuyorsun. Ne bileyim oğlum, bu da benim kaderim işte size yük oldum, işinizden gücünüzden oluyorsunuz. O nasıl söz baba, nasıl böyle düşünürsün bu bizim sana boyun borcumuz dediğimde elimi güçlü bir şekilde sıkarak hakkınızı helal edin dedi. Sonra hastanede görevli hemşirelerden helallik istedi. Durgundum içime büyük bir taş oturmuştu. Annemle ağabeyimle  paylaştım bu durumu. Ve bir gün sonrası ise Rahmetli oldu.

Cenaze namazı çok kalabalıktı. Orada o kalabalığın içinden bir aile geldi. Her ikisi de doktor. Bey eşine “Hanım o sana anlattığım, Üniversite yıllarımda bana her sabah ekmek arası kahvaltı ve Bafra sigarası veren o amcamın Manevi babamın cenazesine geldik”

Bir başka aile ise baba oğluna “İşte oğlum benim Emniyet müdürü olmamın temelinde bu kişinin emeği var” dediği…. Okumasına Yardımcı olduğu onlarca öğretmen ve saymakla bitmeyen kişiler o kalabalığı oluşturmuşlardı. Farklı şehirlerden akın akın gelerek…

Yaşam boyu hep örnek bir insan olmuştu. Hala konuşulur, O’nun esnaflığı kişiliği başka idi diye. Hala o cenazedeki kalabalık konuşulur.

Evet değerli dostlar Ben hayatım boyunca bir adam tanıdım. Beni yetiştiren, Beni bugünlere getiren adam.

Ben bir adam tanıdım, O adam Benim babam…

Annemle birliktesiniz biliyorum. İkinizi de çok özledim… Sizleri çok ama çok seviyorum.

Evet değerli dostlarım… Hepinizin Kurban bayramını tebrik ediyorum. Sağlık ve Huzur içinde günler diliyorum.

Saygılarımla…


Ozan Derviş

Siz Olsanız Ne Yapardınız

21-11-2018 Yorum yok. 1654
Neyir Erkan Şişman

Geç Kalan Göç

21-11-2018 Yorum yok. 1024
Bilal Karabacak

BEYKOZ ANADOLU’DUR…

21-11-2018 Yorum yok. 1548
Makbule İnaç

BEYKOZ’DAN ESİNTİLER

21-11-2018 Yorum yok. 773

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

21-11-2018 Yorum yok. 902

Doğru İlet –iş-im

21-11-2018 Yorum yok. 988
Hacı Arıcı

HZ.MUHAMMED (sav)’İN ÖĞRETMENİ KİMDİR

21-11-2018 Yorum yok. 874
Asiye Çakır

GELECEK DE AN' DA…

21-11-2018 Yorum yok. 906
Tekin Toklucu "Ters Köşe"

VİRÜS…

21-11-2018 Yorum yok. 959
Yaprak Akın

EGO VE BİZ

21-11-2018 Yorum yok. 660
Taner Mert "Mert Beykozlu"

İnsanlık Nereye Gidiyor

26-10-2018 Yorum yok. 1352
Zeynep Küçük

Beykozlu İnsanımız Sıfır Atık’ta da Öncü

26-10-2018 Yorum yok. 890
Ergin Tüfekçi

BEYKOZUMUZ DAKİ TURİZM ELÇİLERİMİZ

15-08-2018 Yorum yok. 1214
Füsun Sökmez "Al Yazmanın Sesi"

OYUMU NASIL KULLANACAĞIM?

13-06-2018 Yorum yok. 2740